Son Dakika Haberler

BESNİ’Lİ SÜLÜN OSMAN, SU SESİ 2

BESNİ’Lİ SÜLÜN OSMAN, SU SESİ 2
Okunma : 1.092 Kere okundu Yorum Yap

Tut’da Sağlam Osman(Tinek Osman),Topal Osman, Kör Osman, Sevlik Osman, Osman Ağa gibi Osmanlar yaşamış ve yetip gitmiş, yeni Osman’ lar da yetişip yetip gideceklerdir. Ancak garip ve gariban babası Tut’ lu dan Sülün Osman hiç çıkmamış ileride de çıkar mı şimdiden bilinmez!

Laf arasın da sen hala 100-150 yıl önceki fikirdesin, İki binli yıllarda yaşıyoruz, her şeyin yolu var, yordamı var, kanunu var diye insanların çağ atlayıp,  fikirler geliştirip, bilinçlendiğinden dem vururuz değil mi ? Kıymetli okuyucular şimdi iki örnek vererek takdiri kendi fikirlerinizle kritik yapmanıza bırakıyorum. İlk önce yetmişli yıllarda İstanbul’ da geçen(bilmeyenler özellikle de yeni kuşaklar için) diğeri de İstanbul’ da yaşanan olayın, Tut ve Besni’ lilerarasında yaşanmış versiyonunu anlatmakta.

İstanbul’ un taşının toprağının altın olduğu devirlerdeydi. Anadolu’nun bağrından kopup trenle gelen vatandaşlar, Haydarpaşa garın da inince ilk iş, garın büyük saatine bakarlardı. Sonra da ona göre kendi saatlerini düzeltirlerdi. Anadolu’nun saf ve iyi niyetli çocuğunu saatini düzeltmekle meşgulken gören İstanbul’ un kaytan bıyıklı delikanlısı gelir ve selam verirdi. “Hoş geldin, nereden geldin?” sohbetinden sonra saatin sahibinin kendisi olduğunu, saate bakma parası vermesi gerektiğini söylerdi. Taşı toprağı altın olan İstanbul’un elbet bir bedeli olmalıydı. Ağzı iyi laf yapan bu şehirli çocuk da doğru söylüyordu herhalım; “Al o zaman gardaş hakkını!” Dolandırıcılık tarihinde Sülün Osman adıyla nam salan bu İstanbullu genç yıllarca insanları dolandırmış; kimine Galata Kulesi’ni, kimine köprüyü satmıştı. Kiminden de şehir meydanındaki saate bakma parası almıştı!

Daha o zaman İstanbul’ un taşı toprağı para etmiyor, sularda pet şişelere girmemişti ama su her zaman kıymetli idi. İstanbul’ un bir bedeli olur da bent’ ine sığmayan Göksu nun bir bedeli olmaz mıydı? Göksu’ nun başına oturan gözü açık, Tut ve KÖYLÜKlerine  su benim suyum bundan sonra sulama parası vereceksiniz diye Sülün Osmanlık dayatıyordu.

 

‘’Besni’nin Meydan Mahallesinden Molla Velizade Süleyman, Çiftlik köyünden HacıMehmed, Köşker oğlu Hacı Bekir , Kel Efendi oğlu Ömer, adli şahıslar Tut köyünden Şerif Efendi, Kara Yusuf oğlu Yusuf, İlayas oğluÇapur, Kel HasanZadeAli, Sülak(Sallak) köyünden Molla Mahmud, Kel oğlu Ebuzer , Selimoğlu Ahmed ve Hasan kahya oğlu Mehmed’dendavacı olmuşlardır. Davalarında Çi,ftlik köyü hududunda olan pamuk tarlalarını eskiden beri Sülak Tut ve Çiftlik köyücivarında akmakta olan nehir suyu ile suladıklarını ancak davalıların buna haksız yere müdahale ederek zarara uğramalarına sebep olduklarını söyleyerek zararın ödenmesini ve müdahaleden men edilmelerini istemişlerdir. Davalılarda arazileri 15–20 yıldan beri kendilerinin kullandığını ve kendilerine ait olduğunu söyleyerek davacıların iddiadan men edilmesini istemişlerdir. Davacılarda davalılara ait arazinin susuz olduğunu ve suyu parayla aldıklarınısöyleyince mecellenin 1766 ve 1768. maddelerine dayanarak davacılar haklı bulunmuş ve tarlaların davacıların dediği eski şekliyle kullanılmasına karar verilmiştir.23 Rebiülevvel 1315 (22.08.1897) ‘’

Yukarda ki 1800′ ler de  geçen, gerçek bir mahkeme kayıdı. Tut’lu bu numarayı sineye  çekmeyip mahkeme yoluyla haklarını tasdiklemişler. Şimdi sorarım sizlere, o zamanki duyarlılığı HES ler yapılırken ve şimdi Tut  ve çevresi acaba neden göstermiyor dersiniz? Bu aymazlık niye!

Su’ nun kıymetinin ve öneminin anlaşılması için iki ibretlik hikaye, taktiri siz kıymetli okuyucuların! Para sesi, Kadın sesi, illede Su sesi. Göksu aksın,Tut yeşil kalsın bol sulu yaşam dileğiyle

İşte bu meşhur dolandırıcı suyu Tut’ luya satamayınca, Tut ‘luyu kandıramayıp, İstanbulun taşı toprağı para edince, bizim buralardan İstanbula taşınıp Sülün Osman namı ile tarihe geçti. Ben yukarı  da ki mahkeme tutanağındaki  adları geçen kişilerin yalancısıyım.

16/08/2015/Bocholt