Son Dakika Haberler

GUUGUK

GUUGUK
Okunma : 1.531 Kere okundu Yorum Yap

TEBER =  1800’lü Yıllara ait savaş baltası. Topkapı Sarayı Müzesi Silah Koleksiyonu

Öyle özel ve güzel bir baltası vardı ki keskin mi keskin ağzı yarım ay şeklinde iyi çelikten yapılmış, Tut’da hiç böyle bir baltanın örneğine rastlanmamıştı. Ortaçağ savaş gereçlerini andırıyordu. Baba yadigarı bu gereç, Tut’dan iki asır önce Besni`ye göçmüş bir baba dostu Ermeni ustaya, Besni de  özel yaptırılmıştı. Aslında bu garip görünümlü keskin balta orta Asya Türkleri tarafından savaş baltası olarak kullanılıyordu, adına da Teber diyorlardı. Fakat Guguk   Memoş odun baltası olarak kullanıyordu. GugukMemoş’un becerikliliği ve çevikliği de  eklenince orman da kurumuş ağaçlar dayanmıyor, hem ormanlar yenileniyor hem odunluk diye kullandığı dehliz kışa satılmak üzere hazır olup, dolup taşıyordu.

 

Tipini görseniz kıska mı kıska, cılız mı cılız, çelimsiz kısa boylu küçücük birisi ama çevik, atılgan ve becerikli, kafasından büyük şapkası garip görüntü veriyordu kendisine. Şapkasının Süyüğü (siperliği) altında ki çukurlaşmış kara gözleri, fildir, fildir feldirdiyordu. Tut’un neredeyse kışlık yarı odununu GugukMemoş temin eder, odunculuk konusunda tartışmasız üne sahip. Bu beceriklilerinden dolayı da baba lakabı olan Düddürü Leyla adını değil ailece oduncu soyadını aldılar. GugukMemoş´un babası da çevrede tanınan, ayağının basmadığı toprak kalmamış,  Malatya da, Elbistan da, Maraş da, Antep de, Urfa da tüm Dulkadirli eyaletin de şehirden köye Tesatüre (Tiyatro) topluluğunun peşinden savrulup durmuş, namı değer Düdürü Leyla! Ayıcı Leyla da derlerdi.Tesatüre topluluğuna muhatap olalı odunculuğu bırakmış, ayı oynatıcı lığına başlamış, ayısının  koca karılar hamam da nasıl bayılır numarasıyla ün kazanmış, eve barka da pek uğramaz olmuştu.

(Ayıcı Düddürü Leyla adını alalı, odundan daha iyi para kazanıyor, hem de eğleniyordu. Bu rahatlık rehavete kapılmasına sebebiyet verince, Kumara dadandı. O kadar ileri gitti ki en sevdiği dostu ayısını bir gün kumar da kayıp etti. Kumarda kaybettiği ayısını tekrar almak isteyen Ayıcı Leyla Dayı, kumarcılara para teklif eder, bu altın yumurtlayan tavuğu vermek istemeyen Kumarcılar, ayıyı vermemekte direnir. Leyla Dayı da mahkemeye baş vurur.

– Hakim “Nerden bileyim ayının senin olduğunu?” der. “Şahidin de yok.” 

Düddürü Leyla, hakime yalvarır “Ayıyı bir başka odaya koyun hakim bey! Ben çağırdığımda gelip ayı boynuma sarılmazsa vazgeçerim!.” der.

Hakim, Leyla Dayının önerisini kabul eder. Düdürü Leyla, başka oda da ki ayısını çağırınca ayı boynuna sarılır ve ayısını mahkeme kararı ile tekrar alır.)

Bu hal ve ahval içinde bıyıkları yeni terleyen Memoş ve imizesi (Abi) Leyla Hasan kızıl çam ormanlarında  budular kendilerini. Odur budur ormanların Guguk kuşlarından sonra birde GugukMemoşları olmuştu. Daha şafak sökmemiş Gecenin horflü (Korkulu) zamanın da bir gün önceden belirlediği ağacı kesecekti ki bir ses duydu. Guguk, Guguk! bir daha dinledi Guguk, Guguk! Bir kuş Katır ın Kürtünün kaşına (semerin de) konmuş Guguk Guguk! yerden el yordamıyla bir taş aldı fırlattı verdi. Uçan Guguk kuşundan başkası değildi. Arkası sıra da bir okkalı küfür salladı ’anasını avradını bellediğim in kuşu sendemi Çayırlığın şımarık çocuklarından Guguk demeyi öğrendin!! zaten bu şımarık çocuklar bibi(Hala)’lerine de bibi, bibi tavanın dibi deyip kızdırıyorlar.’’ GugukMemoş un gerçek adı Mehmet’tir, Tut’da Mehmet’e Memoş da dediklerinden. Memoş’un yanına ise Guguk adını çayırlığın çocukları takmıştı. Gerçek adını ise kimseler bilmezdi odur budur Guguk olarak bu dünyadan göçüp gitti. Saygı ve rahmetle.