Son Dakika Haberler

DELi PAYAM

DELi PAYAM
Okunma : 2.232 Kere okundu Yorum Yap

Tut´ta yaşamiş-yaşıyor olanlar bilir: Çayirlik ta, Aslantaş’larin evinin üstünde bir Payam (badem) ağaci vardir. Ilk önce o açar ciceklerini. Tut´un coğu yerinden –Ag tut’tan, Tepebag’dan-görünür o. Çünkü görünecek yerde dir ve ondan başka hic bir ağac çiçek açmamiştir henüz.  Sanki bütün kasabaya güzelim  beyaz-pembe çiçekleriyle bagirir:

 

-Müjde! Bahar geliyor!

Bu bağirisin anlami şimdi belki sadece dogayla ilgili. Yani havalarin isinmasi, tabiat ananin yeniden canlanmasi, yeşillenmesi müjdesi. Ama önceleri, benim cocuklugumda ve daha önceleri bu payam çiçeklerini acarak baska birseyi daha müjdeliyordu:

 

-Bu kisi da atlattiniz Tutlular! Bugdayiniz ununuz bu kisi da cikartti! Yakacak odununuzda mi kalmamisti? Ûzülmeyin, artik rahat nefes alabilirsiniz, Kis bitiyor!Doga ana yine sizleri isitacak; sizlere yine çildirimini, körmenini, cağlasini vermeye baslayacak! Arkasindan çesit çesit meyvesi sebzesi gelecek. Haydi gözünüz aydin, kara kis bitiyor!

 

Deli Payam´dir bu agacin adi.

Deli Payamin bu haberini bütün Tutlular duyar, hissederlerdi. Doğayla birlikte Tutlu da canlanir; karaşoğra-maşaşinin yerini çildirimli yarpuzlu salata ve çiköfte çeşitleri alirdi; gözüne fer yüzüne gülümseme gelirdi.

 

Tabiat ile Tutlunun kaderi böylesine içiçeydi. Insan doğaya hürmette kusur etmez, doğa da elindeki avucundakini insandan esirgemezdi.  (O zamanlar kislari isinmak icin yapilan bilincssiz odun kesimi, simdi dünyadaki doğa tahribati karsisinda solda sifir kalir.)

 

Tabiat ananin-karakiş hariç-her mevsimde birşeyleri olurdu insana sunmak icin. O´nun kendi gönlüyle bize verdiginin hem zamani hem tadi olurdu.

 

Şimdi yaşadigım kuzeyin soguk ülkesi İsvec´te (daha dogrusu heryerde) herşeyi her zaman bulup alabiliyor insan. ”Hersey ayin-oyun oldu” derler ya bizde, iste öyle! Bilim teknik sayesinde meyve-sebzenin mevsimi, yeri-yurdu kalmadi ama ne hale gelerek! Domates’in domates, kavunun kavun tadi yok. Dokunmayinca yapay (plastik) olanla canli olani ayirdamiyorsun: Ikisi de güzel görünüyor, iksinin de kokusu  yok. Meyve-sebzenin basina gelenler hayvanlarin basina yüz kat fazlasiyla geliyor. ”Kutsal” piyasa ekonomisinin ”daha cok tükettir, kiyasiya rekabet et, daha cok para kazan!”prensibi sayesinde zavalli sığırlar ilacla 2-3 kat artan kilolari yüzünden vücutlarini götüremez oluyor; tavuklar yumurta makinasina dönüstürülüyor.

 

”Doğa insana ait değildir, insan doğaya aittir” derlermis Amerikanin eski yerlileri kizilderililer. Simdiki ”sivillesmis” paratapici insan tersini düsünüyor: ”Doğa bana para kazandirdigi sürece degeri vardir” diyor. Böyle düsünenler azinlikta belki ama bunlar suyun basinda oturanlar. Bu yüzden bu zihniyetin doğa ve insan üzerindeki yikici etkileri gün be gün artiyor.

 

Neyse, biz ”ne olacak bu dünyanin hali”nden gelelim bizim kasabanin baharina.

 

Benim gibi cocuklugu Tut´ta gecmis ve şimdi dişarida yaşayanlar, gözünüzü yumdugunuzda, çocuklugunuzdaki Tut´taki bahardan ne hatirliyorsunuz? Benim aklima hemen gelenler: Mis gibi toprak kokusu, birdenbire bastiran iri iri dolu yagisi, körmen hitabi, ağiz, yerinde duramayan gidikler (oglaklar), 23 Nisan-19 Mayis Bayram kutlamalari, kasabayi renk cümbüşüne dönüştüren çiçek acmiş ağaçlar ve onlarin öncüsü DELi PAYAM.

 

Sahi neden ”Deli Payam” demişler ona?

 

Benim aklima birbirini tamamlayan iki sebep geliyor: Birincisi, ”deli” lafi bazen ”esgere” olana, acik sözlüye denilir. ”Deli oğlan, deli kiz” sifatlamalari coğunlukla öyle kullanilir. Ikincisi de, ”ayriksağa” (aykiri) olana, ”yolunu şaşirmisa”, önde gidene söylenir. ”Herkesin akillisi senmisin” sözü, ”delimisin” anlaminda böylelerine denir.  Deli Payam da diger bütün öteki ağaclardan önce çiçek açtigi icin ”esgere” ve ”ayriksaga” sayilmiş ve bu yüzden sevgi ve hayranlikla ona ”Deli Payam” denilmis.

 

Nice baharlara DELi PAYAM!

Nice baharlara Tutlular!

 

Hamza Demir

hamzademir@hotmail.com

 

Not: Bu yazi 2001 yilinda Tut Pekmezi dergisinde yayinlanmistır

20288669